birkadingirdisehrekosarak:

Yılmaz Güney’in Nebahat Çehre’ye yolladığı 17 Mart 1965 tarihli mektup, kırmızı mürekkeple yazmış:

Dün gece Adana sokaklarında seni aradım. Duvarlarda, köprülerde, ışıklarda. Biliyorum, sen binlerce kilometre uzağımda, ama bana en yakın bir uykunun içindesin. Yanılırsam diye ürküyorum. Çünkü insanlar değişken ve insafsızdır. Çünkü her an bir başka duyguya gebedir. Seni her düşünüşte iyiyi, kötüyü yan yana kuruyorum.Neyse, çocukluğum geldi aklıma. Babamı beklediğim kahvenin önünde durdum. Geceydi ve ben, bütün geçmişi bütün derinliğiyle yaşadım. Buradan sana varan yol o kadar yakın geldi ki, buna şaşırdım. Sanki çocukluğumda bir günün içinde sen vardın.Yavrum, sen benim kadınımsın. Beni düşündüğün anlar sıkılıp, bana aykırı şeyler yapmayacağını biliyorum. Ama gene de içim rahat değil. Yalnız kadının bir boşalması vardır hani.Gece Ağba’ya çıktım. Kimsecikler yok. Orkestradaki çocuklar beni görünce “Aşk Güzel Şeydir”i çaldı. Kırık, dökük dansımı hatırladım. Sarı elbiseni hatırladım. Bana geçmiş, benim olmuş o kadar çok şeyin var ki. Senden uzak olmak hiç de uzaklık değil. Seni her gittiğim yere götürüyorum. Gece arabada seninle konuştum. Durdum, güldüm, hüzünlendim. Geçmişin bütün günlerine ortak ettim seni. Boynumda, kollarımda bir zincirsin sen yavrum. Birazdan Antep’e hareket edilecek…Gel be. Bu çocuk sevgilin sana şimdiden hasret kaldı. Gel be.
Yılmaz Güney

birkadingirdisehrekosarak:

Yılmaz Güney’in Nebahat Çehre’ye yolladığı 17 Mart 1965 tarihli mektup, kırmızı mürekkeple yazmış:


Dün gece Adana sokaklarında seni aradım. Duvarlarda, köprülerde, ışıklarda. Biliyorum, sen binlerce kilometre uzağımda, ama bana en yakın bir uykunun içindesin. Yanılırsam diye ürküyorum. Çünkü insanlar değişken ve insafsızdır. Çünkü her an bir başka duyguya gebedir. Seni her düşünüşte iyiyi, kötüyü yan yana kuruyorum.

Neyse, çocukluğum geldi aklıma. Babamı beklediğim kahvenin önünde durdum. Geceydi ve ben, bütün geçmişi bütün derinliğiyle yaşadım. Buradan sana varan yol o kadar yakın geldi ki, buna şaşırdım. Sanki çocukluğumda bir günün içinde sen vardın.

Yavrum, sen benim kadınımsın. Beni düşündüğün anlar sıkılıp, bana aykırı şeyler yapmayacağını biliyorum. Ama gene de içim rahat değil. Yalnız kadının bir boşalması vardır hani.

Gece Ağba’ya çıktım. Kimsecikler yok. Orkestradaki çocuklar beni görünce “Aşk Güzel Şeydir”i çaldı. Kırık, dökük dansımı hatırladım. Sarı elbiseni hatırladım. Bana geçmiş, benim olmuş o kadar çok şeyin var ki. Senden uzak olmak hiç de uzaklık değil. Seni her gittiğim yere götürüyorum. Gece arabada seninle konuştum. Durdum, güldüm, hüzünlendim. Geçmişin bütün günlerine ortak ettim seni. Boynumda, kollarımda bir zincirsin sen yavrum. Birazdan Antep’e hareket edilecek…

Gel be. Bu çocuk sevgilin sana şimdiden hasret kaldı. Gel be.

Yılmaz Güney

12 Eylül, 2014 tarihinde gönderildi

Yeniden bloglanılan yer Arşiv.

Kaynak birkadingirdisehrekosarak

'Eşyayı dahi incitme!' diyen bir medeniyetin mensuplarıyız. Su içtikleri bardağı öpen Mevlevileri düşünün. Ormana girerken, genç ağaçları korkutmamak için baltanın sapını bezle saran Tahtacıları. Şimdi ise birbirlerinin küçük bir hatasını bekleyen ne çok insan var. Dolayısıyla, ne çok acı.

İbrahim Tenekeci  (via kelebenk)

8 Eylül, 2014 tarihinde gönderildi

Yeniden bloglanılan yer ne alakası var; sadece sen ve biz

Kaynak 1nartanesi

uzunluğundan dolayı submitliyorum

Merhaba, bu gün kuzenim son kitabınızı getirdi ve oturup blogunuza, sosyal medya hesaplarınıza, yazılarınıza baktık birlikte. Bakış açınız, diliniz, tutumunuz - özellikle de cinsiyetçilik ve homofobiye karşı - çok etkiledi bizi. Fakat açıkçası PKK ile ilgili kafama takılan şeyler var ve sizin…

2 Eylül, 2014 tarihinde gönderildi

Yeniden bloglanılan yer Diyeceklerim Bu Kadar

Ona mastürbasyon demeyelim de kendi içine yolculuk diyelim

siminya:

Günlük hayatımız son birkaç yıldır değişmeksizin aynıydı. Annem şafakla birlikte evden ayrılıyor, güneş batarken binlerce havadisle geri dönüyordu. Abim dere kenarındaki bir kaportacı dükkanında çalışıyor, erkek kardeşim ve ablam Zehra ise okula gidiyordu. Babam zaten eve gelmiyordu ki gitsin….

2 Eylül, 2014 tarihinde gönderildi

Yeniden bloglanılan yer Diyeceklerim Bu Kadar

hejarinmizzzika:

Ricadır,önemlidir;
Mardin Eczacılar Odasının#Şengal ve#Rojava halkı için düzenlediği yardım kampanyasına sizde destek olun. DERMAN yazıp 4384’e msj atın, 5 TL yardımda bulunun.
DERMAN binivîsinin û ji 4384 re rêbikin. Ji bo #Şengal û #Rojava 5 lîrayê tirkî bikin derman.  #Şengal û  #Rojava li benda we ye …
Şengala Yezîd … © Bülent Durtaş

hejarinmizzzika:

Ricadır,önemlidir;

Mardin Eczacılar Odasının#Şengal ve#Rojava halkı için düzenlediği yardım kampanyasına sizde destek olun. DERMAN yazıp 4384’e msj atın, 5 TL yardımda bulunun.

DERMAN binivîsinin û ji 4384 re rêbikinJi bo #Şengal û #Rojava 5 lîrayê tirkî bikin derman.  #Şengal û  #Rojava li benda we ye …

Şengala Yezîd … © Bülent Durtaş

2 Eylül, 2014 tarihinde gönderildi

Yeniden bloglanılan yer Diyeceklerim Bu Kadar

Kaynak hejarinmizzzika

Ona mastürbasyon demeyelim de kendi içine yolculuk diyelim

siminya:

Günlük hayatımız son birkaç yıldır değişmeksizin aynıydı. Annem şafakla birlikte evden ayrılıyor, güneş batarken binlerce havadisle geri dönüyordu. Abim dere kenarındaki bir kaportacı dükkanında çalışıyor, erkek kardeşim ve ablam Zehra ise okula gidiyordu. Babam zaten eve gelmiyordu ki gitsin….

26 Ağustos, 2014 tarihinde gönderildi

Yeniden bloglanılan yer Diyeceklerim Bu Kadar

Bittiği sanılan yerde başlayan hikayeler vardır. El sıkışıp ayrılınan yerde öyle bir deprem olur ki bazen, fark edebilen herkesin kalbini ve ruhunu sarsar. Ve ne acıdır ki, bunu oracıkta kalakalan, gidenin arkasından bakıp ağlamak ya da bir bira daha söylemek dışında hiçbir seçeneği olmayan o zavallı mağrur mağluptan başka kimse bilmez…

Bana bitti denilen şeyin bitti denilen yerde bitti denir denmez nasıl bitebildiğini anlatabilecek biri varsa söz ilk biralar benden. Saatlerce ağladıktan sonra makyajını tazeleyip alışverişe gidebilmenin aslında ne kadar normal olduğunu anlatabilirse biri bana, öldükten sonra ona organlarımı bağışlayabilirim. Birileri bana, bütün hafıza kuramlarına meydan okurcasına “unutmak istersem unuturum” diyebilmenin, üstelik söylemekle kalmayıp bunu yapabilmenin nasıl olduğunu gösterirse her sabah ekmeğini alıp evine kadar götürürüm yeminle. Balık tutmayı öğretmeyin bana, balık da vermeyin. Becerebiliyorsanız balık olmayı öğretin… N’oldu? Yemedi dimi?

Haydi dağılalım, çünkü kimse kimsenin umurunda değil!
Haydi dağılalım, çünkü birlikteyken çok komik görünüyoruz!
Haydi dağılalım, çünkü bu kadar bokluğa ancak yalnızken tahammül edilebilir!
Haydi dağılalım, çünkü biz birbirimizi acıdan öldürürüz!
Haydi dağılalım, çünkü “cehennem başkalarıdır!”

Ali Lidar (via aylaakmadame)

18 Ağustos, 2014 tarihinde gönderildi

Yeniden bloglanılan yer Aylak Madam


“Zamanında çeşitli yöntemlerle ayrılmamızı engelledin. Tamam benim de işime geldi belki. Gidemedim, çok gençtim. Ne cesaretim ne param vardı. Ne de gidecek daha iyi bir yerim. Ama genç, sağlıklı, gururlu ve hayat dolu bir kadını boşluk içinde, can sıkıntısı ve korku içinde eriyip gitmesini görmek hiç mi içini sızlatmadı. İlk yıllarımızda korku duyuyordum. Şimdi ise utanıyorum daha çok. En iyi yıllarım uçup gitti. Seninle cebelleşeceğim diye bütün güzel huylarım değişti. Sert, kaba, ürkek, işkilli bir insan oldum. Daha başka ne söyleyeyim. Dediklerimden bir şey anlaşıldı mı ondan bile emin değilim. Ama artık aynı çatı altında olsak da yollarımız ayrıldı. Herkes kendi yolunda yürüsün. Oysa hiç de fenâ olmayan bir hayatımız olabilirdi. Ama artık çok geç.”
Nihâl, Kış Uykusu.

“Zamanında çeşitli yöntemlerle ayrılmamızı engelledin. Tamam benim de işime geldi belki. Gidemedim, çok gençtim. Ne cesaretim ne param vardı. Ne de gidecek daha iyi bir yerim. Ama genç, sağlıklı, gururlu ve hayat dolu bir kadını boşluk içinde, can sıkıntısı ve korku içinde eriyip gitmesini görmek hiç mi içini sızlatmadı. İlk yıllarımızda korku duyuyordum. Şimdi ise utanıyorum daha çok. En iyi yıllarım uçup gitti. Seninle cebelleşeceğim diye bütün güzel huylarım değişti. Sert, kaba, ürkek, işkilli bir insan oldum. Daha başka ne söyleyeyim. Dediklerimden bir şey anlaşıldı mı ondan bile emin değilim. Ama artık aynı çatı altında olsak da yollarımız ayrıldı. Herkes kendi yolunda yürüsün. Oysa hiç de fenâ olmayan bir hayatımız olabilirdi. Ama artık çok geç.”

Nihâl, Kış Uykusu.

15 Ağustos, 2014 tarihinde gönderildi

Yeniden bloglanılan yer Aylak Madam

Kaynak uyhavar